SERENA, YİNE KRALİÇEMİZ…

Ben hep söylerim:  “maç bitmeden maç bitmez…”.  Zaten her maçın sonucunu önceden bilsek, tadımı kalır maçların?

Bir oyuncunun medya ile birçok insan tarafından  (Sayın TTF başkanı Osman Tural hariç), favori gösterilmesi tabii ki çok doğal olsa da, görünen köy kılavuz istemese de, turnuvanın gidişatını zarar verebilecek, rakiplerinin morallerini ve motivasyonlarını bozacak kadar ve bu kadar çok öne çıkarılmasının iyi olmadığını düşünenlerdenim.

 

Evet, Amerika’lı Serena’nın büyük oyuncu olduğunu, son zamanlarda ki korkunç formunu ve gruptaki son maçında ortaya koyduğu müthiş konsantrasyonunu bilmeyen her halde kalmamıştır.  Christ Evert, Navratilova ve Steffi Graf’tan sonra gelmiş geçmiş en büyük oyuncu olarak görülmektedir. Sakatlıklarından dolayı uzun bir süre kortlardan uzak kalan Serena hayatının en güzel yaşını bu sene 32 yaşındayken yaşamış, yine bu sene içinde 11 tekler  (kariyerinde 57) şampiyonluğu kazanarak tekrar dünya bir numarası olmayı başarmıştır. Herkes hem fikir olmasa bile bana göre Serena, tekniği çok yüksek olduğu gibi neredeyse erkekler kadar sert vuran, hızlı servis atan, son derecede güçlü, akıllı, savaşçı, hızlı ve sevilen profesyonel bir kadın oyuncudur.


Ne var ki güç ebedi olmadığı gibi sadık ta değildir. Ayrıca insan kendi kendine de ihanet edebileceği gibi başkalarının da ihanetine maruz kalabilir… Veya zaman içinde ezdikleri ona başkaldırabilir değil mi? Bu durum özellikle izleyiciler açısından kaos yaratmaz mı? Ayni yarı final ile final maçlarında yaşadığımız, Serena’nın bizlere yaşattığı kabusa dönüşen, ama sonunda kendi şölenine dönüşen bir kaos gibi.

 

Evet, Serena’nın her iki maçta da nedeni bilinmeyen ve anlaşılamayan tavır, davranış ve oyunu ile mağduru oynaması, karşı tarafı yıpratarak neticeye gidişi, ancak profesyonelce ve maddi yönden ifadesi ile büyük sıkıntısına rağmen WO olmamak için her türlü davranıştan medet umması tadımızı epey kaçırmış olsa da arada sırada çıkardığı zeka dolu müthiş vuruşları yine de hafızalarımızda yer etmiştir.

 

Son saniyelerde değişik düşünceler içinde ve Serena’ya kızgın ve ona yakıştıramadığım için kırgın olsam da İzmir dönüşünde uçakta uyuklarken seneler önce tanıdığımız büyük şampiyonlardan Arantxa Sanchez-Vicariu’yu hatırladım birden.  Bir maç sonrası bir gazetecinin “…Maçı kazandınız ama seyirci sizin oyununuzdan hiç memnun kalmadı. Ne dersiniz? sorusu üzerine verdiği cevap son iki günün açıklaması olabilir diye düşünüyor ve Sizlerle paylaşıyorum.

“…Seyirci benim için hiç önemli değil, istedikleri gibi düşünebilirler. Ben burada kazanmak için oynuyor ve savaşıyorum ve seyirciyi memnun etmek durumunda değilim…” .

 

Evet, galiba da öyle oldu ve Serena’da bizlere de profesyonelliğin ne olduğunu gösterdi ve sancılarına rağmen inadı, hırsı ve profesyonelliği ile ne parayı, ne kupayı, ne de (biri WO ile olmak üzere) 4. kez kazandığı bu büyük şampiyonluğu da kaybetmemiş oldu.

 

Teşekkürler WTA, teşekkürler TTF, emeği geçen herkese teşekkürler…

 
Necdet Kestelli - 31 Ekim 2013
Türkiye Tenis Federasyonu
Click for English
Click for English
  • Davis cup
    Uzun zamandır beklenen başarıların bu sene içinde geleceğinin işareti olarak ilk haber Montpellier’de ana tabloya çıkan sevgili milli oyuncumuz Marsel İlhan’dan geldi. Kendisin,...
    Devamı İçin..
  • Avustralya Açık
    TENİS DOĞUDAN BAŞLADI WTA’da ilk hafta Shenzhen Open’de  Li Na, Brisbane’da  Serena Williams, Aucland’da Anna İvanoviç,  ardından da Hobart’ta Garbine Muguruza , Sydney’de de  Alman...
    Devamı İçin..
  • Yeni Tenis Sezonu
      Uzak doğuda başlayacak olan ve aşağıda ki bazı soruların cevaplarını bulacağımız yeni ve hızlı bir Tenis Sezonu bizleri bekliyor: Bakalım geçen sene yaşandığı gibi geriden gelen Nadal...
    Devamı İçin..
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 11
  • 12
  • 13
  • 14
  • 15
  • 16
  • 17
  • 18
  • 19
  • 20
  • 21
  • 22
  • 23
  • 24
  • 25
  • 26
  • 27
  • 28
  • 29
  • 30
  • 31
  • 32
  • 33
  • 34
  • 35
  • 36
  • 37
  • 38
Haberlere Ait Arşivimize Ulaşmak İçin Tıklayın...