foto_10_2

Ankara Tenis Kulübü, Hayri Ayaz

Tenis Kulübünden anılar - Ankara 1950 li yıllar
Nazmi Bari, Engin Balaş, Cihat Özgenel, Uğur Sevindik gibi ustalarlardan tenisin ve sporun güzelliklerini öğrendik...


Ustamız Hayri Ayaz'ın tenis ile ilgili düşünce ve tecrübelerini Ankara Tenis Kulübü dergisindeki hali ile sizlere yayınlıyoruz.

Sizi tanımak istiyoruz, kısaca kendinizden bahseder misiniz?

1943 yılı Ankara doğumluyum. Ankara Atatürk Lisesi’nden 1962, A.İ.T.İ Akademisinden 1967 yılında mezun oldum. Liseyi bitirdiğim yıl, Piknik müessesesinde kasa ve işletmeci olarak çalışmaya başladım. Bu süreç içinde yüksek tahsilime devam ettim. 1975 yılı sonlarında Petkim Petrokimya Holding A.Ş ‘de göreve başladım. Mali işler müd. finansman servisi şefliği görevime devam ederken Petkim Teftiş Kurulu Başkanlığı mali-idari müfettiş kadrosuna atandım ve 1987 yılında emekli oldum. 1990-96 yılları arasında T.B.M.M genel sekreterliği danışmanlığı görevinde bulundum. Halen Tenis Klinikte yönetici olarak çalışıyorum.

Tenis sporuna ilk nerede ve nasıl başladınız ve bize başarılarınızdan söz eder misiniz?

19 Mayıs Stadyumu Tenis Kulübünde (A.T.K) 1953 yılında bolboy olarak tenisle tanıştım.    

1955 yılında A.T.K’ da düzenlenen bolboylar arası tenis turnuvasında birinci olmam benim için performans tenisin ilk basamağıydı. Bilahare, yılda sadece bir defa düzenlenen ve yaş gruplarının birleştirilerek yapıldığı gençler Ankara Bölgesi ve Türkiye Şampiyonaları’nda 1958 yılında teklerde üçüncü, 1959 yılında Ankara Bölgesi ve Türkiye Şampiyonluğu’nda teklerde ikinci ve çiftlerde birinci, 1960 yılında Ankara ve Türkiye tek ve çift erkekler birinciliği ile aynı yıl yapılan Karedeniz Kupası şampiyonluğunda teklerde ikinci ve çift erkeklerde birinciliği kazandım. Gençler kategorisi katılma hakkımın son yılı olan 1961 de Ankara Bölgesi tek ve çift erkekler birincisiydim. Bu yıllar arasında T.T.F ve B.T.G.M tenis faaliyetleri çerçevesinde düzenlenen müsabakalara katılıyor, İstanbul Enternasyonal Turnuvasına A.T.K yönetimi tarafında izleme ve iştirak  etmem için gönderiliyordum. Yine bu dönemlerde A.T.K’nın uzun yıllar değişmeyen ve sekiz performans tenisçisinden oluşan güçlü kadrosunu zorlamaya başladım. Tenisin teknik taktik mücadele ve kazanma azmini öğrendiğim ağabeylerime karşı kazandığım maçlar oldu.1961 yılının sonbahar aylarından biri ki bu tarih benim eğitim ve spor yaşamımı sekteye uğratan duygu yüklü bir kabusun başladığı yıldır. Atatürk Lisesi’nin futbol sahasında top oynar iken, birisiyle çarpıştım. Sağ kolum dirsekten kırılmış. Tedavi sonucu kolum açılmıyor yapılan tıbbi müdahaleler bir sonuç vermiyordu. Aylar sonra kolumu dirsekten bir daha kırdılar ve tedavi sonuç vermeye başladı. Yaklaşık iki yıl kolum işlevini yapma özelliliğini kaybetmişti. Tenis oynamam söz konusu değildi. O yıl sınıfta kaldım. Türk Eğitim Derneğinden ilk okuldan beri aldığım eğitim bursu da kesilmişti. 1965 yılında tenise tekrar döndüm. 1967 yılında A.T.K takımına girmeyi başardım. 1970’li yıllarda Ankara Bölgesi büyükler kategorisinde final, yarı finaller oynadım çift erkeklerde birinci oldum. Türkiye klasmanına girdim. 1974 yılında çift erkeklerde Türkiye şampiyonu oldum. 15. Ankara Uluslararası Tenis Turnuvasında, turnuvanın iki nolu seri başı Amerikalı tenisçiyi yenme başarısının mutluluğunu yaşadım.

Tenis oynadığınız yıllarda rakipleriniz kimlerdi?

A.T.K’nın kuruluş yılından 1960’lı yıllara kadar performans tenis kadrolarına birinci kuşak dersek, ben ikinci kuşağın temsilcilerindenim ve bizden sonraki ekolle de karşılaşma imkanlarım oldu. Rakiplerimin çoğunluğu gençler ve büyükler kategorilerinde şampiyonluklar kazanmış ulusal formayı giyme başarısı göstermiş Türk tenisinin önde gelen isimleridir.            

Söyleşinin bu bölümüne kadar isim vermekten imtina ettim. Hafızamın beni yanıltmasından çekindim. Ancak size sunacağım isimler bir anlamda kendim için söylediklerimin kanıtı olacaktır. Birinci kuşak tenisçi ağabey ve ustalarımız bizlerce bellidir. Diğer rakiplerim Türkiye genelinde, Yıldırak Daş, Mustafa Özdemir, Ali Balkaner, Şen Balkaner, Demir Ataş, Tahsin Gürsoy, Beyazıt Anbar (ANK.) Mehmet Tınaz, Altan Aygün, Nur Gürak, (İST.) Fabyo Kapodona, Enis Berki (İZM.) takip eden yıllarda, Bülent Altınkaya, Arif Koçak, Hasan Özdemir, Hakkkı Özgenel, Kemal Anbar, Cahit Ataş, Oğuz Azkara, Yılmaz Erkangil (yetmişli yıllarda) (ANK.) Remzi Aydın, Oğuzhan Eroğlu, Vatan Tetikbaş (İST.) hatırladığım değerli arkadaş ve rakiplerimdi.

Müsabık olarak tenis oynamayı ne zaman bıraktınız?

Belki bir şans diyebilirsiniz sol dizimdeki menüsküsün nüksetmesiyle performans tenisi 1977 yılında bıraktım. Nitekim ilerleyen yıllarda iki defa menüsküs ameliyatı oldum.

Hangi yıllar arasında genç milli takımı çalıştırdınız?

1976 yılı T.T.F ve A.T.K yönetim kurulunun isteği üzerine Avrupa onaltı yaş eleme gurubuna katılacak milli takımımızı çalıştırdım. Selçuk Berilgen, Metin Gülmezoğlu, Hamit Olcay (ANK.) Nazmi ve Nazım Çolak (İZM.)’ tan oluşan takımımız dünyanın teniste en ileri ülkeleri Batı Almanya, Yugoslavya ve Romanya ile A.T.K kortlarında karşılaştı. Rakiplerimizle başabaş mücadele ettik. Maçlar kazandık. Sözü edilen ülkelerin yönetici ve antrenörlerinden övgüler aldık.    

Ankara Tenis Kulübü’nde yapılan en büyük yeniliğin ne olduğunu düşünüyorsunuz?

1950’li yıllarda kulübümüzde İç Anadolu Bölgesi’nin iklim şartları nedeniyle yılın bazı aylarında tenis oynayabilmek mümkün değildi ve çok kısıtlıydı. Tenis sezonu nisan ayı ortalarında başlar, eylül ayı sonlarında biterdi. Yanılmıyorsam biri merkez kort sekiz toprak ve üç asfalt kort üyelere tenis oynama olanağı sağlıyordu. Toprak kortların zemin özelliği, kortların oynanabilir hale gelmesi büyük emeklerle iki üç saatlik çalışmayı gerektirir. Mevcut üç adet asfalt kortun kış mevsiminde hizmet verebilmesi için yapılan çalışmalar yetersiz kalırdı. 1980’li yıllarda ATK yönetim kurulu büyük gayretler sonucu iki kortlu kapalı salonu Türk tenisine kazandırdılar ki o günün şartlarında bu büyük başarıydı. Bu nedenle “tenis sezonu” geçerliliğini kaybetti.

Tenis sporu hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu sporun hayatınızdaki yeri ne olmuştur?

Spor sanayiinin ekonomik güçlerinden biri olan ve gelişmiş ülkelerde bir meslek haline gelen tenis, tenisçi bazında milyon dolarları aşan müsabaka ödülleri ve tanıtım gelirleri ile diğer spor branşları arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Aklın, disiplinin, ciddiyetin, tecrübe ve centilmenliğin fiziki yapıyla örtüştüğü bir spor dalı olduğu görüşündeyim. Tenis, sosyal ve mesleki yaşantımın yönlendirici unsurlarından biri olmuştur.

Sizin tenis oynadığınız yıllar ile bugünkü tenisi nasıl kıyaslıyorsunuz?

Tenisin genel tarifi içinde yer alan mücadele azmi, teknik, taktik, kondisyon ve deneyim gibi unsurlarda bugünün tenisi ile bir fark yoktu. Ancak, ilerleyen teknoloji ile bütünleşen spor sanayiinin tenis için ürettikleri araç ve gereçler ve değişen temel vuruş teknikleri açısından bu dönemlerin tenisi geçmiş dönemlere üstünlük sağladı. O yıllarda tenis malzemeleri ithalinin kozmetik ürünler kotasına konulduğunu hatırlıyorum. Kısaca deyim yerin de ise, patates ile top, talaş ile overgrip tahta ile metalin kıyaslanmasıdır.

Tenis sporunun ülkemizde gelişmesi ve yaygınlaşması için neler yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz? Önerleriniz nelerdir?

Alt yapı malzeme, antrenör ,yurtdışı karşılaşmalar gibi klasik söylemlerin yanında, temel unsur olan maddi sorunların halledilmesi çarelerinin araştırılarak eğitmen kadrosu ile tenisçinin günümüzün ekonomik koşullarına sahip olmasını sağlamak, öncelikle; yoğun bir emek karşılığı yetiştirilen genç tenisçilerin yüksek eğitim ile tenisi bir arada yürütebilmesinin temini için, Spor Bakanlığı, T.T.F. B.T.G.M. ve özel sektör yönetimleriyle yakın işbirliğine gidilmesi gerektiği kanısındayım. Ayrıca şunu da belirtmek istiyorum. ATK’nın yaş grupları tenis takımları ile Mamak Grubu çalışmaları modern tenisin vuruş teknikleri ile bilinçli bir şekilde yürütülmektedir. Sayın yönetim Kurulu başkan ve üyeleri ile idari-teknik kadronun büyük başarılarını görmek bana, ATK’nın eski günlerine dönme fırsatının yakalanacağı müjdesini vermektedir.

Tenis ile ilgili bir anınızı bizimle ve okuyucularımızla paylaşabilir misiniz?

1960 –70’li yıllarda B.T.G.M, tarafından Bölge birincilikleriyle Türkiye Gençler ve Büyükler Şampiyonası’nda her kategoride birinci olan tenisçilere bir yıl süreli “ Bilumum müsabakalara serbest giriş ” kartı verilirdi. Amatör sporcu için bu kart büyük bir ödüldü. “Kapalı tribün” kaşeli bu belge maçların heyecanını kat kat yükseltirdi. O yıllarda böyle bir karta sahip olmak bir sporcu için moral ve güç kaynağıydı.

Eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Dergimizin Mayıs 2003  sayısında “sosyetenin topu mahalleye kaçtı” baş yazısının içeriğinde, sayın yazar, samimi itiraflarını ifade etmeseydi bu bölümün satırbaşı “TEKZİP” dir olacaktı. Yukarıdaki fotoğraf ve benimle ilgili röportaj 1960 yılında Sayın Hıncal Uluç ve Sayın Başkurt Okaygün tarafından yapılmıştır. Yani, tabiri caizse sosyetenin topu 1960’lı yıllardan da önce mahalleye kaçtı. Mahallenin çocukları A.T.K’nın seçkin üyelerince kabul gördü  ve onların arasında layık oldukları yerlerini aldılar.

Başkanımız Nizameddin İren önderliği ve Sayın Aytekin Kaya eğitmenliğindeki  Mamak grubu pilot bölgelerinin çoğalması dileği ile saygı, sevgi ve teşekkürlerimi sunuyorum.  

Yayın tarihi: 5 Mart 2004

Türkiye Tenis Federasyonu
Click for English
Click for English
Haberlere Ait Arşivimize Ulaşmak İçin Tıklayın...