Müsabaka Tenisi ve Maç Kazanma Sanatı

th_26_2Bazen uzaktan bir tenis maçı seyrederken, bir oyuncunun diğerini “perişan” ettiği izlenimine kapılır, maç sonunda skoru sorduğunuzda ise karşı tarafın maçı 6/1-6/2 kazandığını öğrenirsiniz. Ya da çok iyi vuruşlara sahip oyuncuların kendilerinden çok daha kötü vuruşlara sahip (ya da en azından dışarıdan öyle görünen) oyunculara yenildiklerini görürüz. Peki neden ?

Teniste bir çok oyuncu vuruşun temel olduğunu ve topa iyi vurduğu takdirde maçı kazanacaklarını düşünürler. Gerçek maalesef tam öyle değildir...

th_26_3Birincisi tenisteki puantaj sistemi güzel vuruş yapana değil, topu rakibinden bir kere daha fazla rakip sahaya atabilen oyuncuya puan verilmesini öngörüyor. Çok zor ya da çok gösterişli bir vuruş yapan oyuncu 2 sayı ya da game kazanmıyor ; aldığı riske karşın yine bir puan kazanıyor. Ayrıca, çok kolay bir sayıyı alamayan oyuncu puanı alamadığıyla kalmıyor, bir de puanı rakibine hediye etmiş oluyor. (Örneğin futbolda penaltı kaçıran takımın aleyhine gol yazılmıyor, ama teniste böyle oluyor..) Bugün ATP de dahi, kazanılan puanların sadece %20 si winner (doğrudan puan alıcı vuruş) dan kazanılırken %80 i rakibin hatalarından alınıyor..

th_26_4İkincisi güzel bir vuruş ile rakibi hataya sürükleyen dolayısıyla puan kazandıran bir vuruş her zaman kolay ayırt edilemiyor. Örneğin özellikle veteran tenisinde rakibin backhandine doğru atılan derin ve yüksek bir top görüntü olarak etkileyici olmamakla beraber yine rakibin backhandine atılmış müthiş sert bir toptan daha etkili sonuç verebiliyor. (Zira ya o sert vuruş kıl payı outa gidiyor ya da ayakları çabuk bir oyuncu bir şekilde raket koyarak topu tekrar rakip sahaya atabiliyor..Halbuki yumuşak ve yüksek bir topa özellikle Backhand tarafından vurmak, tecrübeli oyuncular için dahi  zordur..)

Modern tenis te başarı için temel vuruşlar (geri saha, servis , return, vole ve smaç) kabaca %40 rol oynarken , fiziksel fitness (ayak çabukluğu, dayanıklılık, kuvvet, vs) %20, mental oyun % 40 rol oynamaktadır. Fitness ile vuruşlar arasında yakın bağlantı olduğunu da göz önüne almak gerekir, örneğin ayakları çok çabuk olmayan bir oyuncu vuruşa sahip olsa dahi, yeteri kadar çabuklukla pozisyon alamayacağından muhtemelen o sahip olduğu vuruşu başarıyla gerçekleştiremeyecektir. Ya da , dayanıklılığı olmayan bir oyuncu çok iyi attığı güçlü servisleri maçın sonuna doğru koluna, omuzuna giren ağrılarla atamayacak hale gelecektir.

Akıllı tenis nedir ?

Kısaca seyircileri etkileme değil, maç kazanma sanatıdır. Bazı oyuncular, maça çıkıp sadece gönüllerince vurmaktan keyif alırlar. Maçı kaybettiklerinde ise çok şaşırır ve demoralize olurlar, çoğu zaman neden kaybettiklerini de anlamaz, olayı rakiplerinin şansına, hakemin taraflı tutumuna , vs. bağlarlar..

Gerçekte ise, teniste oyuncunun daha maç başlamadan ve daha sonra her bir vuruşta dikkate alması gereken sayısız faktör vardır. Bunları kısa sürede kafasında çözümleyen , sahaya daha iyi yansıtabilen oyuncu, rakibiyle eşit vuruşlara sahipse maçı büyük olasılıkla kazanacaktır. Bu faktörleri ana başlıklar halinde toplarsak;

1-Rakibin analizi ve buna uygun oyun planının geliştirilmesi

Genelde teniste 3 tip oyuncu olduğu kabul edilir;

“A” tipi oyuncu kendi oyununa çok güvenir ve veya zaten başka bir oyun planına uygun vuruşları da yoktur. Bu oyuncular kendi oyun stillerinde ancak çok üst düzeyde iseler başarılı olabilirler. .

“B” tipi oyuncu ise rakibinin durumuna göre ve maçın gidişatına gore oyununu değiştirebilen oyuncudur. Bu tür oyuncular çok iyi olmadıkları günlerde de maç kazanma potansiyeline sahiptir.

“C” tipi oyuncunun ise belirgin hiç bir planı yoktur; o gün aklına ne geliyorsa onu oynar. içinden geleni oynar.  İyi günlerinde maç kazanabilirler, ancak istkrarlı bir performans sürdürmeleri güçtür.

İdeal olan, bir oyuncunun kendi oyun planını rakibe kabul ettirmesi ve veya rakibinin oyun planını bozmasıdır. Bunun için de belirgin olan kendi oyun stilinde yeteri kadar  iyi olması gerekir. Ancak yine de işlerin kötü gitmesi durumunda, alternatif bir planı ve oyun şeklinin olması istenir.. Örneğin servis vole oyuncusu iseniz ve bir şekilde işler iyi gitmiyorsa bunda artık ısrar etmenin anlamı yoktur.  Genel olarak kabul edilen kriter, bir set kaybettiniz ve ikinci sette bir servis kırdırdıysanız, oyun planınızı değiştirme zamanının geldiğidir..   Ya da defansif oyununuz o gün işe yaramadıysa, daha agresif bir oyunu düşünmelisiniz.

Turnuva oyuncuları için bir diğer problem de ilk defa karşılaştıkları oyunculardır. Tanıdıkları oyunculara karşı bir çok oyuncunun zaten belirlenmiş bir oyun planı vardır. İlk defa oynayacağınız rakibinizi seyretme ve hakkında bilgi toplama imkanınız yoksa, en uygun olanı, ısınma süresince ve maçın hemen başında tanımaya çalışmak olacaktır. Isınırken örneğin üzerine doğru attığınız topa, rakibiniz % 90 forehandin e alarak vuracaktır. Bu gayet normaldir, ATP de dahi 100 oyuncudan 92 sinin FH, BH inden daha etkilidir. Ancak, rakip oyuncunun üzerine doğru attığınız topta   size BH ile cevap verdiyse, maç boyunca bu oyuncunun BH ine dikkat etmekte yarar vardır. Ayrıca, vuruşlarında kullandığı grip, ayak çabukluğu oyun planınızda size yardımcı olur. Örneğin eastern grip FH e sahip ise, yüksek toplara daha rahat vuracak fakat alçak slice toplarda zorlanacaktır.

Rakibin analizinin kolay olduğu düşünülür ancak rakibinin solak olduğunu ilk seti kaybettikten sonra  fark eden turnuva oyuncular dahi vardır..

Özetle rakibinizin zayıf noktalarını mümkün olduğunca erken tesbit edip, bu noktalar üzerine oyun planınızı kurmak esastır.

Bir diğer dikkat edilecek konu da rakibinizin toplarına sizin göstereceğiniz uyumdur. Örneğin rakip BH ine gelen her topa  slice vuruyorsa ve siz de slice topu sevmiyorsanız, daha zayıf dahi olsa BH ine oynamanın yararı yoktur, zira çok daha fazla slice topa vurmak zorunda kalacaksınız. (çoğu oyuncu, FH  den slice vuramaz !)

Rakip fileye sıklıkla geliyor ve sizi rahatsız ediyorsa, fileye hangi vuruşla geldiğine dikkat edin ve o vuruşu vermemeye çalışın. Genellikle kısa toplara, alçak slice BH ile gelmek daha kolaydır ve çoğu oyuncu bu vuruşa sahiptir.. Onun için BH ine oynarken topun yeterli derinlikte olmasına dikkat edilmelidir.

2-Oyun sırasında vuruş seçimi

Vuruş seçimi en az vuruşun kendisi kadar önemlidir. Genel kural olarak;

a)her oyunucnun mutlaka sevmediği veya daha az başarılı olduğu vuruşlar vardır. Bunları bir an once tesbit edip mümkün olduğunca rakibinize bu toplardan verin..

b)olmayan ve antremanda dahi vuramadığınız vuruşlarınızı maçta denemeye kalkmayın. Daha mütevazı, ancak daha yüksek yüzdeli vuruşlarınıza ağırlık verin.

c)filenin orta kısmının kenarlara gore nerede ise yaklaşık 2 top boyu daha alçak olduğunu farketmişsinizdir. Dolayısıyla çapraz topları fileye takma şansınız daha azdır.

d)çapraz gelen topa çapraz, paralele gelen topa paralel cevap vermek, topun yönünü değiştirmekten daha kolaydır. Mecbur kalmadıkça , özellikle kritik puanlarda çapraz topu çapraz, paralel topu paralel çevirin.

e)rakibiniz sahada sizden daha avantajlı bir konumdaysa ve sizi zorlayan, saha dışına çeken bir vuruş yaptı ise, defansif vuruşla puanda kalıp bir an once dezavantajlı durumdan kurtulmaya çalışın. Yüksek toplar bu amaçla çok uygundur; hem tekrar sahanın ortasına dönecek vakti kazanır , hem de rakibinizi , eğer fileye geldiyse, geriye doğru çekersiniz.

f)vuruş seçiminde rakibinizin zaaflarını da dikkate alın. Örneğin averaj üstü volesi fakat berbat smacı olan bir oyuncuya mecbur kalmadıkça passing shot değil, lob deneyin. Fırsat buldukça sevmediği toplardan yollayın. Keza, mükemmel volesi olmayan birine mükemmel passing shotlar deneyerek topu fileye takmanızın anlamı yoktur. Volede, ayağının dibine, alçak, yumuşak, veya üzerine sert toplar vurarak hataya zorlayın. Eğer bunları kolayca öldürebiliyor ise, o zaman daha farklı ve riskli vuruşları deneyebilirsiniz.

g)vuruşlarınızda “tahmin edilebilir” olmayın. 5 defa fileye BH ine gittiyseniz, puanı vermek pahasına da olsa, bir kere de FH ine gidin. Aksi takdirde fileye her gelişinizde rakibiniz BH köşesine kurulup sizi bekliyor olacaktır. Keza, servisinizin hızını yönünü ve falsosunu sürekli değiştirin. En iyi serviste bile rakibiniz eninde sonunda alışacak ve daha rahat çevirmeye başlayacaktır. Ço kiyi servis voleci değilseniz bile , (rahat puanlarda) bir iki kez servis/vole deneyin, her servisinizi  bir adam boyu yüksekten rahatça çeviriren rakibinize bir uyarı olacak, biraz daha riskli returnlere zorlayacak ve bu sayede size bir kaç extra puan sağlayacaktır.

h)puanı kazanmak için acele etmeyin, fırsat gelmesini bekleyin, özellikle kritik puanlarda, 25 lik eşanj yapılması gerekiyorsa yapın. Kısa bir top bulduğunuzda, mümkün olduğunca etkili bir topla fileye çıkın.

i)çok belirgin avantajınız (rakibinizin belirgin şekilde ağır/yorgun olması, korttan çok geriye çıkmış olması, sizin pozisyonunuzun fileye çok yakın olması, toprak kort gibi topun fazla kalkmadığı zeminler, vs.) haricinde drop shot denemeyin. Özellikle kritik puanlarda (30-30, 30-40,40-30, tiebreak vs. gibi) drop shot çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir..Bununla beraber, rakibinizin dengesini bozmak amacıyla rahat puanlarda drop shot deneyebilirsiniz. Drop shot doğru zamanda kullanıldığında çok etkili bir silahtır, geliştirmek için antramanlarda zaman ayırın.

j)çok koşan ve ayağı çabuk oyuncuların sağına soluna top atmakla vakit kaybetmeyin. Bu tür oyuncular koştukça daha başarılı olurlar ve tüm maçlarında koşmaya hazırlıklıdır. Fileye gidecekseniz üzerlerine doğru sert ve derin bir top veya açılı kısa vuruşlar yaparak korttan çıkartmaya çalışın. Bu tür oyuncuların çoğunun file oyunu zayıftır, kısa toplarla fileye çağırarak lob ya da passing shot deneyin.

k)her oyunucun maç sırasında kendini rahat hissettiği bölgeler vardır (comfort zone) . Örneğin ayağı çabuk , BH ine fazla güvenmeyen oyuncular, BH tarafına doğru iyice girerek FH lerini açarlar, dolayısıyla BH ine doğru her attığınız topu FH leri ile karşılarlar. FH ine doğru arada bir top atarak oradan çıkmaları dolayısıyla BH lerini açmalarını sağlayın. Ya da sürekli base line ın 1 metre gerisinde duran oyunculara sürekli kısa toplar atarak  öne çekin.

3-Maça konsantrasyon

Maça daha maç başlamadan önce konsantre olmak başarı yüzdenizi arttıracaktır. Önerilerim:

a)maçın oynanacağı kulübe maçtan çok önce gitmeyin; dostlarınızla yapacağınız konuşmalar , şakalaşmalar konsantrasyonunuzu etkileyecektir. (Yarım saat makuldür)

b)maçtan once rakibinizle sohbetten kaçının, bir selam yeterlidir. Maçtan sonra istediğiniz kadar konuşabilirsiniz.

c)herhangi bir rahatsızlığınız/sakatlığınız/kafanıza takılan bir konu  varsa bunu maçtan once halletmeye çalışın. Son yarım saat içinde bunu düşünmekten vazgeçin ve sadece maçı düşünün.

d)rakibinizi gözünüzde ne büyütün ne de hafife alın. Turnuvaya girmiş her oyuncunun kazanma amacı ve iddiasında olduğunu unutmayın.

e)maçı gözünüzde canlandırarak maçta yapacaklarınız ve yapmamanız gerekenleri  hatırlayın. Nasıl puan alacağınızı ve maçı kazanacağınızı gözünüzde canlandırın.   Daha once aynı rakiple ilgili kötü anılarınız varsa bunları unutup, bu sefer nasıl kazanacağınızı düşünün.

f)maça yakınlarınızı getirmek çoğu zaman konsantrasyonu bozar. Gelmeyi çok isterlerse sizin onları görmeyeceğiniz ve duyamayacağınız bir yere yerleştirin.

g)maç sırasında rakibiniz, hakem ve seyircileri unutun. Hakem belki aleyhinize bir iki karar verecektir, ancak kasıtlı değilse çok nadiren bunlar maçı kaybetmenize yol açar. Ancak hakemle dalaşa girip  konsantrasyonunuzu kaybederseniz, maçı kaybetmeniz kesin gibidir.

h)çoğu oyuncu bir şeye kafayı takıp maç öncesi veya sırasında konsantrasyonlarını bozarlar..”bu rüzgarda tenis oynanmaz, zemin çok bozuk, ışıklar çok kötü, çok gürültü var, çok soğuk, vb.gibi ” Unutmamanız gereken rakibinizin de tamamen aynı şartlarda olduğudur, dolayısıyla şartlarla kavga etmek yerine onları kullanmayı öğrenin. Örneğin rüzgar size karşı esiyorsa, drop için çok uygundur, lop daha kolaydır. Işıklar kötü ise daha fazla lop deneyin, veya fileye çekip passing shot deneyin (volede topu daha iyi görmek gerekir ve az ışıkta daha güçtür) , vs.

i)puan aralarında stratejiye kafanızı takmayın. O puanı unutup ileriye bakın. Ancak her eşanjda oturduğunuzda işler kötü gidiyorsa bunun kendi hatalarınızla mı, yoksa rakibinizin çare bulamadığınız vuruşlarından mı olduğunu analiz etmeye çalışın. Örneğin zayıf olan 2.servislerinize vurarak fileye gelmeye ve puan almaya başladı ise,  risk alarak biraz daha etkili 2. servis atmaya çalışın, hepsinden önemlisi 1. servisinizi içeri koymaya çalışın. Sizi rahatsız edecek ölçüde fileye gelmeye başladıysa, arada bir dışarı atma pahasına daha uzun toplar atarak fileye sokmamaya çalışın.  Maç iyi gidiyorsa hiç bir şeyi değiştirmeyin; o ana kadar ne yapmakta iseniz  aynen devam edin. Maç aleyhinize döndü ise, saha değişimlerinde hakkınız alan süreyi sonuna dek kullanın, acele etmeyin. Rakibinizin oyunun temposuna ayarlamasına izin vermeyin.

j)kort değişimi sırasında rakibinizle konuşmayın. Bazı oyuncular bilerek , bazıları sadece sohbet ederek rahatlama adına bu yola başvururlar, genellikle ayağının çektiğinden, kolunun çok ağrıdığından , akşam çok içtiklerinden vs. bahsederler ve gevşemenize yol açarlar. Korta döndüklerinde de genellikle her zamankinden çok koşarlar..

k)maç sırasında ihtiyacınız olabilecek herşeyi çantanızda bulundurun (yeteri kadar T-shirt, gözlük, yedek raket, grip, yara bantı, bir ağrı kesici,enerji içeceği.vs.) Bunlar, ihtiyacınız olduğunda ve elinizin altında bulunmadığında dikkatiniz ciddi ölçüde dağılabilir.

l)hakemsiz maçlarda, net olarak out görmediğiniz topu rakibinize vermek oyun kuralları gereğidir, “çift top yapalım” diye bir kural yoktur. Bir kaç top çalarak maç kazanmanız çok zor olduğu gibi, konsantrasyonunuzu kaybetmek çalacağınız bir toptan daha pahalıya patlar.. Eğer rakibiniz aynı yola başvuruyorsa kendisini nazikçe uyarın. Devam ediyorsa, rakibinize başhakemi çağırmak durumunda olduğunuzu hatırlatın ve öyle yapın. Kesinlikle rakibinizle tartışmaya girmeyin.

m)son olarak, cep telefonunuzu maçtan bir saat once kapatın. Son dakikada gelecek bir çağrı tüm motivasyon ve konsantrasyonunuzun kaybına sebep olabilir.

4-Maç sırasındaki kazanma motivasyonu

Maç oynanırken çoğu zaman “ben bu maçı kazanıyorum”, ya da “kaybediyorum” şeklinde düşünceler aklınızdan geçmiştir. Bazen , özellikle kötü oynadığınız bir günde ümidinizin kırılıp “şu maç bitse de gitsem” noktasına geldiğiniz de olmuştur. Bu düşünceye kapıldığınız andan itibaren zaten artık maçı kazanma şansınız kalmamıştır. Tenis skor sistemi itibarile zamana karşı değil puana karşı oynanan bir oyundur. 6/0-5/0, 40-15 den dönen maça dahi şahit oldum. Şansınızı sonuna dek kullanın. Yorulduysanız, kendi yorgunluğunuza değil, rakibinizin ne kadar yorgun olabileceğine odaklanın, Ayağınız çekmeye başladıysa, kendi ayağınıza değil, rakibinizin daha önemli bir sorunu olabileceğine odaklanın. Çok kötü oynuyor ve istediğiniz vuruşlarınızı yapamıyor ve rakibinizin her vuruşu çizgilere düşüyorsa dahi, maçın dönebileceğine olan inancınızı kaybetmemeye çalışın.

Her maçın belli kopma noktaları vardır, bu noktalarda özellikle daha konsantre olmayı ve rakibinizin direncini kırmayı öğrenmelisiniz. 30-30 puanları, 3. setin ilk oyunu, her oyunun 3.cü puanı,setin 7. oyunu diğerlerine gore daha kritik ve belirleyicidir. Bunları özellikle dikkatli oynamaya çalışın, riskli vuruşlardan kaçının. (drop shot, parallel top spin BH, vs.)

Özetle; daha akıllı tenis oynamanız vuruşlarınızdan maksimum verimi almanızı sağlayacak ve daha fazla maç kazanma yolunda size yardımcı olacaktır.   Aranızda büyük vuruş farkı olan rakiplerinizi yenmekte yardımcı olmayabilir. Önemli olan potansiyelinizin maksimumunu ortaya koymanız ve mevcut  şartları lehinize kullanmanızdır. Hiç bir mağlubiyeti ya da galibiyeti çok ciddiye almayın. Tenis neticede bir oyun, profesyonel oyuncu değilseniz, hayatınızdaki tek amaç olmamalı. Maçtan sonra, ilk iki üç saat maçı artık düşünmeyip rahatlamaya çalışın. Daha sonra sağlıklı bir analiz yaparak neyi doğru neyi yanlış yaptığınızı bir kenara not edin. Belirlediğiniz vuruş eksiklerini –gerekirse- bir profesyonelden yardım alarak geliştirmeye çalışın. Kış ayları bu iş için çok uygundur. En iyi antremanın maç olduğu görüşü büyük ölçüde doğrudur , ancak servis, 2.servis, smaç gibi vuruşları her maçta yeteri kadar vurma şansınız olmayacaktır, bunlara ayrıca vakit ayırmak gerekir. Double oynamak file oyununuzu geliştirmede çok yardımcı olacaktır, fırsat buldukça deneyin.

Son olarak da ayaklarınızın çabuklaşması, nefes ve dayanıklılığınızın yeterli seviyede olması ve sakatlıklardan uzak olabilmeniz için vucudunuzu kuvvetlendirmeniz büyük önem taşır. Kendi ihtiyacınıza gore gerekli güçlendirme , streç, kardiyovasküler çalışma programını bir uzman yardımıyla geliştirip sürekli uygulayın.

Genel beslenme alışkanlıklarınıza ve özellikle turnuva boyunca çok özen gösterin. Bir gece önce dikkatsizce alınan besinlerden dolayı, ertesi gün final maçında ishalden ayakta duramayacak duruma gelebilirsiniz. Son olarak beslenme ve uyku ile genel olarak kabul edilen  görüş, önemli maçlar öncesinde genel alışkanlıklarınızdan sapmamaktır.  Her akşam bir bardak bira ya da şarap içiyorsanız, yine için. Ya da içmiyorsanız, rahatlarım diyerek içmeyi denemeyin, her zamankinden değişik şeyler yiyip içmeyin. Her akşam geç yatmaya alışıksanız, maç öncesi çok erken yatmaya yeltenmeyin.

Bütün bunlara rağmen tabii ki kaybedeceğiniz maçlar olacaktır, bu durumda rakibinizin ve varsa hakemin elini sıkıp kutlamaktan başka yapacak bir şey yoktur. Her kaybedilen maç, doğru değerlendirildiği takdirde, bir sonraki maçta ya da turnuvada daha da iyi olmanız için bir fırsattır..

Hepinize başarılar..

Not: Bu yazı sadece kişisel deneyim ve gözlemlerime dayalı olmayıp, bu konularda yazılmış çeşitli kitap, makale ve özel görüşmelerden derlenmiştir.

aaladaAtila ALADA - Ekim 2005

tenis sever

 


Okuma: 24447
Yorumlar (2)add comment

Yorum yaz

busy
Türkiye Tenis Federasyonu
Click for English
Click for English
Haberlere Ait Arşivimize Ulaşmak İçin Tıklayın...
MambWeather
Ankara
--- °C
Ankara °C | İstanbul °C | İzmir °C