Marsel İlhanİstanbul’a ilk geldiklerinde (2004) antrenman yapmak için kulüp arayan Marsel ve annesi aradığı imkanı Anadolu Yakası Taç Spor Kulübü’nde bulur. İlk kez ayak bastığı İstanbul’u sevmiştir. Marsel ülkesinde, raket, top ve kendini geliştirecek antrenman sahası bulamadığı için kariyerini geliştirmek için ülkemize gelmiştir. Marsel İstanbul’da kalmak için kararlıdır. Hiç kimsenin ummadığı bir anda Türkiye Şampiyonu olmuştu. Marsel deneyimli hocası Alirıza Toptaş’tan sonra Taç Spor’da yetenekli antrenörü Can Üner’le başarılı çalışmalarına devam eder. Aradan dört yıl geçer ve hızla yükselip dünyanın en iyi 200 tenisçisi arasına Marsel İlhan ismini altın harflerle yazdırdı ve yazdırmaya devam ediyor. Gerçektende bu başarı karşısında gurur duymamak, takdir etmemek elde değil. Marsel’in annesi Madina Hamdamov ülkesinde Edebiyat öğretmenliği yapmış, fakat eşini yakalandığı amansız bir hastalık sonucu kaybetmiştir. O günden sonra Marsel’e annelik, babalık ve antrenörlük yapmıştır. Bugün bir Türk tenisçi dünya klasmanında ilk iki yüz’ün içindeyse bunda Madina Hamdamov’unda büyük bir katkısı vardır. Marsel İlhan ilk ciddi kariyerini İspanya’nın Cordoba kentinde, ITF Futures serisi turnuvasında şampiyon olarak elde etti. Bu sayede ondan önce hiçbir Türk tenisçinin yapamadığını başardı. Bugün Marsel İlhan ATP sıralamasında 177 numarada yer almaktadır. İlk defa bir Türk tenisçi buralara kadar yükselebilmiştir. Marsel’in tenisle aşkı Semerkant’ın toprak kortlarında başlar. Annesi Madina’ya göre Marsel’in gözü tenisten başka bir sporu görmez. Üç yaşındayken evdeki raketi buldu ve onunla oynamaya başladı. Birkaç yıl sonra raketi daha rahat tutacak yaşa gelince onu Semerkant’taki kortlara götürdük. Altı yaşında ilk kez korta ayakbastı ve tenisle yatar kalkar oldu. Kötü havalarda bile koşarak antrenmana gider. Raket sallamadığı zaman da kendinden büyük oyuncuların her hareketini takip eder. Semerkant’taki düzenlenen uluslararası turnuvaları tribünde saatlerce bıkmadan oturur ve maçları büyük bir dikkatle izler. Biraz daha büyüyünce kortta daha çok yer almak için top toplayıcılığı yapar. İlk turnuvasını sekiz yaşında antrenörünün verdiği ödünç tahta raketle kazandı. Şampiyonluk ödülü olarak ta bir tenis raketi kazanır. Bu ödülle dünyalar Marsel’in olur. Çünkü Özbekistan’da tenis raketi edinmek çok zordur. Bu moralle tüm yaş grubu turnuvalarında şampiyonluğu kimseye bırakmaz. Antrenörü onu daha büyük yaş gruplarında oynatır. Hatta arkadaşları da, Marsel sen artık bu turnuvalarda oynama da biz de şampiyon olalım derler. 13 yaşında Kırgızistan’da Orta Asya Oyunları’na katılır, ikincilik ve üçüncülük dereceleri alır. On yedi yaşında tüm rakiplerini yenip Özbekistan Şampiyonu olur. Ülkesinde artık yenemeyeceği tenisçi kalmamıştır. Lise diplomasını da almış ve artık bir karar verme zamanıdır. Edebiyat öğretmeni annesi Madina elektrik idaresinin personel müdürüdür ama oğlunun yeteneğini gördüğünden uluslararası platformlar da kendini yetiştirmesi ve hak ettiği yere kavuşmasını çok istemektedir. Marsel 2004’te satellite turnuvaları oynamak için Türkiye’ye gelir. Fakat iklim değişimi ona iyi gelmez ve rahatsızlanır. Sadece İstanbul’daki turnuvalarda oynar. Marsel ve Madina (Annesi) İstanbul’u çok severler, bu masal şehrine adeta bayılırlar. Modern, güzel, sokaklarını her şeyini beğenirler. Bunun üzerine Türkiye’de bir kulüp bulup yerleşmeye karar verirler ama maalesef Marsel bir kulüpten diğerine gidip gelir. Hatta Maltepe’de bir federe kulübün yabancı hocası bundan bir şey olmaz diye antrenman yapmasına dahi izin vermezler, bu talihsiz değerlendirmeyi Hasan Hoca hatıralarından üzülerek anlatır, ama Marsel hepsini utandıracak kadar başarıyı fazlasıyla yakalamıştır. Bu yetenekli gence Taç Spor Kulübü sahip çıkar. Fakat bu kez karşısında vatandaşlık sorunu vardır. Bu yüzden sadece uluslararası turnuvalara katılır. ENKA tesislerinde katıldığı 18 yaş turnuvasında şampiyon olunca herkesin dikkatini çeker. İki yıl önce haziran ayında Türk vatandaşlığına kavuşur. Yeni soyadı olarak da İlhan’ı seçer. Yeni nüfus cüzdanını almasının üzerinden henüz bir hafta geçmiş olmasına rağmen askerlik kağıdı gelir. Vatandaşlık için uzun süre bekleyen Marsel askerlik kağıdının çok çabuk gelmesine annesiyle birlikte şaşırmışlar ama burada "Türkiye’de kendimi çok mutlu hissediyorum",diyor. Geçtiğimiz yıllarda ATP dünya sıralamasında 1370. dir. Bir önceki yılın başında da Dünya sıralamasında 800 civarında bir yerde 2007’yi bitiririm diye bir hedef belirlemiştir ama beklediğinden fazla puan toplar Futures serisi turnuvalarda Eylül ayında Özbekistan’ın Karşi kentindeki Challenger turnuvasında final oynayınca 40 puan birden alır. Finale yükseleceğimi hiç tahmin etmiyordum. Hedefim elemeden sonra ana tabloda da bir tur geçmekti. Ardı ardına dört maç kazanıp finale yükselir, Dünya sıralamasında yüz sıra birden yükselir. Bu hızla puan toplamaya devam ederse bir rüya gerçekleşebilir. Marsel İlhan İspanya’da Futures serisi turnuvalarında oynadı. Geçen yıl Cordoba’daki turnuvada üçü İspanyol, biri Fransız ve biri Rus toplam beş rakibini yenerek şampiyon oldu. Şampiyonluklar ve puanlar birbirini takip eder. Dünya sıralamasında gördüğü en yüksek yer 177 numara bu bir rekordur. O kadar yıl toprak kortta oynadım ama şimdi sert zeminli kortları daha çok seviyorum. Çünkü toprak kortta çok koşturmak gerekiyor. Arka çizgide oynamayı seviyorum. Fileye çıkmayı pek sevmiyorum. Forehand vuruşlarım en kuvvetli yönüm. Şu anda en eksik tarafım korttaki hareketlilik, bir de daha etkili servis atmalıyım. En sevdiğim tenisçiler Roger Federer, David Nalbandian, Andre Agassi, Rafael Nadal. Şampiyon Marsel İlhan tenisçilerimize çok sık antrenman yapmalarını tavsiye ediyor. Belli aralıklarla bazı insanlarımızın gündeme getirmeye çalıştıkları bir konu var, Türkiye’nin en iyi erkek sporcularından Marsel İlhan’ın Türk olmadığını ima eden görüşler ve yazışmalar dikkatimi çekiyor. Türkiye’yi yurt dışında çok büyük başarıyla temsil eden bir şampiyona yurt dışından geldiği için imalı laflar edilebiliyor. Yurt içinde olup ta saygısızlığın kitabını yazanlar var. Oysa bugüne kadar en küçük saygısızlığı bulunmayan, tarih yazan çıkışı ve tarih yazmaya devam eden Marsel’e ne ödül verilse azdır. O gece gündüz demeden bir başarıdan diğerine koşuyor. Yurt dışında bizi başarı ile temsil eden şampiyonumuz İstiklal Marşımızla bayrağımızı göndere çektiren Marsel İlhan bir Özbek Türk’üdür. Yani atalarını incelediğinizde hepimizden daha da Türk olduğunu görür ve çok mahcup olabilirsiniz. Burası demokratik bir ülke herkes fikrini söyleyebilir ama araştırıp doğruları söylemeliyiz. Ergün, Tuna, Haluk, Barış, Adem, Oğulcan gibi oyuncularımızı dünyayı dolaştırırsak aynı başarıları alacaklarından en küçük bir kuşkum dahi yoktur. 2009 yılında Türkiye şampiyonu Marsel İlhan (Grand Slam turnuvalarına teklerde katılan ilk Türk tenisçi olma özelliğini taşıyor. Çiftlerde ise İpek Şenoğlu bu rekora imza atmıştı) ve antrenörü Can Üner Yeşilyurt Tenis Kulübüne aynı anda transfer oldular. Türk tenisinin duayenlerinden ulus ve uluslararası birçok başarıya imza atmış değerli Baş Antrenörü Orhan Ataş bu sadece bir başlangıç, Türk tenisine sürekli hizmet edeceğiz, Marsel’le başarıdan başarıya koşacağız, dedi. Marsel İlhan’ı Türk Tenisine kazandıran Taç Spor Başkanı Mahmut Naibi, Yeşilyurt Tenis Kulübü Başkanı Levent Gökçe, Baş Antrenör Orhan Ataş ve antrenörü Can Üner’i tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyoruz. Erkan Bayazıtlı Yorumlar[Yorum Ekle] |
Okuyucu Yorumları
- Bu olayın aynısı memleketimizde de yaşanıyor. Bildiğim kadarı ile Zolguldak bölgesinden 9 yaşta oynayan Berfü de buna benzer şekilde turnuvalara katılıyor. Başarılar dilerim.
Ali Şener - Erkan bey, başarılı bir sporcumuzun tenis sporunda ilerlemek için verdiği mücadeleyi ve hayatından kesitleri akıcı bir dille bizlere aktarmış.
Nuray Arıkan - Sevgili Evren, Bügün yazını okuduğumda babanı kaybettiğini öğrendim, başın sağolsun.
Levent Tunalı - Hayırlı olsun Erkan Bey:) güzel olmuş
Eylem Özdemir













