Türkiye Tenis Federasyonu Başkanı Sayın Mesut POLAT ile seçimden hemen sonra sizler için röportaj yaptık


Başkan POLAT’ın ropörtajından ara başlıklar
Oyuncularımız için rüzgârı tersine çevireceğim.
PTT Müdürü hepsinden daha iyi tenis oynuyor.
Ağrı’lılara mevcut kortlar yetmiyor.
İl Spor Müdürleriyle toplantı.
Tenis Özel Lisesi kuracağız.
Oyna Oyunda Kal projesine 5.000 raket 30.000 top.
Sanatçılar, basın mensupları herkesi bir araya toplayıp gece düzenleyeceğiz.
Her şey tenis için, ben herkesin başkanı olmak istiyorum.

Tenis Klinik - Öncelikle bir seçim kazandınız tebrik ediyoruz. Daha önce tenis dünyasında bir seçim sürecinde kullanılmamış bir yöntem de kullandınız herseytenisicin.com, bu konudan ve seçim sürecinden biraz bahsedebilir misiniz?

Başkan - Benim işim bilgisayarla ilgili, bir ARGE firmasının sahibiyim bu nedenle bilgisayarla ve internetle ilişkilerim çok yoğun. Bu seçim döneminde interneti kullanma fikri de arkadaşlarla bir sohbet sırasında çıktı. Camia da herkes birbirini tanıyor ama tanırken kimin nasıl ne iş yapacağını biraz daha iyi bilmeleri gerektiğini düşündük, ayrıca bazı insanlar bizi sanki eskinin devamıymış gibi düşündüler; öyle olmadığını anlatmak istedik.

Ekip içinde beraberce çalıştığımız ve Türk tenisini ileri götürmek için beraber omuz verdiğimiz arkadaşlar olsa da en son seçime aday olmamın nedenlerinden bir tanesi benim Türkiye Tenis Federasyonu Asbaşkanı olarak misyonumun bitmesiydi. Bundan sonra Azmi Başkan devam edecekse benim kendisine teklifim şuydu “O zaman başka bir başkan vekili bul onunla devam et ben işimin başına döneyim çünkü ben burada misyonumu tamamladım benim için artık bir sonrası var” dedim o da bir süre düşündükten sonra “Yok ben aday olmayacağım, ben kenara çekileyim sen yürü” dedi. Bu bir şekilde kendi aramızda bir paslaşma gibi oldu ama bu herşeyi aynı düşündüğümüz anlamına gelmiyor zaten bu yönetim kurulundan da belli oluyor.

Tenis Klinik - TTF Başkanı olarak biraz kendinizden bahseder misiniz?

Başkan - Bence üreten ekiptir, başkan yön gösterir liderlik eder. Başkanın temsil yetkisi vardır. Ben de ilk çalışmalar bitip işlerin dağılım süreci tamamlandıktan sonra Türkiye Tenis Federasyonu'nu ve tenis sporunu nasıl daha iyi şekilde temsil edebilirim bu misyonu üstleneceğim. Diğer işleri zaten birbirinden değerli yönetim kurulundaki arkadaşlarımız yapacaklar. Bu sebeple yönetim kurulunu daha farklı oluşturduk. Bizler sadece tenisi yönetmek için bu işe soyunduk. Bu işten bir şeyler kazanan mesleği tenis olan arkadaşlarımızın da önünün açılması lazımdı. Bir süre sonra yönetime gelecek olan onlar. Esas A'sından Z'sine kadar bu işin içinde olanların yönetici pozisyonunda olmasının çok önemli olduğunu düşündüğüm için gerek Muharrem Ataç gerek Gökhan Dönmez ve hatta Beyazıt Anbar’ın yönetim kurulunda olmasını istedim. Onların yönetim kuruluna girmelerinin temel nedeni; tenisin içinden gelen alt yapıdan itibaren tenisi koklamış insanların bir süre sonra yönetimde olmaları. Şimdi bu arkadaşlarım başka bir misyon üstlendiler. Tenis için çalışan insanların biz de Tenis Federasyonu Yönetim Kuruluna girebiliriz, ileride biz de Türkiye Tenis Federasyonu Başkanı olabiliriz gibi önlerinde bir misyon var. O misyona göre hareket edecekler. Yani ulaşılamaz olmadığını görecekler, yeter ki biz başarılı olalım onlarda görevlerinde başarılı olsunlar.

Tenis Klinik - İzmir Cup sadece İzmir’in değil tüm ülkenin oldu. Bu konu hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

Başkan - İzmir Cup' ın bu sene tarihini değiştirdik. İki hafta önceye aldık. 11 Mayıs 2009 İzmir Cup'ın bu seneki tarihi. Tarih değişikliğindeki gerekçe hem geçen seneki tarihin çok sıcak olması ayrıca çalışan ekibin öğrencilerden oluşabilmesi için okuların açık olduğu dönemi tercih edelim ki tenisle ilgilenen çocuklarımızı ballboy olarak çizgi hakemi olarak, hakem olarak kullanabilme olanağı yakalayabilelim istedik. Zaten geçen seneki tarihin sebebi de Marsel’in olimpiyatlara katılmasıydı. Marsel öyle bir turnuva maratonundan sonra gelsin en son İzmir Cup’ta bir yarı final ya da final oynasın noktayı koysun ve olimpiyatlara katılsın istedik. Marsel’ in şanssızlığı, ilk turda Muller'e çatmasıydı, Muller'in de İzmir Cup'la çıkışa geçmesiydi. Muller’le toplam 3 kere oynadı ama oynadığı en güzel karşılaşma İzmir Cup'taki karşılaşmaydı.

Tenis Klinik - İzmir Cup’ a katılan tenisçilerin turnuvaya katılım süreci hakkında bizleri bilgilendirir misiniz?

Başkan - Biliyorsunuz dünyadaki bütün federasyonlarla organik bir bağımız var, biz İzmir Cup'ın bilgisini tüm federasyonlara gönderiyoruz. En iyi oyuncuların gelmesi için elimizden gelen çabayı harcıyoruz. Bu sene, geçen seneye ek olarak 2009'da yapılacak İzmir Cup'da oyuncuların konaklamalarını da üstlendik. 2008'de konaklama bize ait değildi. Kendileri kendi bedellerini ödüyorlardı biz sadece otel gösteriyorduk, o otellerde kalıyorlardı. Ama biraz daha misafirperverlik yapmak düşncesi ile bu sene konaklamayı da üstlendik. Buradaki amacımız, biraz daha ranking’i yüksek oyuncuları bu turnuvaya çekebilmek. Hafta aralığında da 11'ini seçmemizin nedenlerinden bir tanesi de İzmir Cup’ tan önce 100.000$’ lık bir turnuva var Avrupa'da, hemen ardından bizim turnuvamız gelsin ki turnuvamız daha da değer kazansın istedik.

Tenis Klinik - İzmir Cup Türk Tenisine neler kazandırdı?

Başkan - Türk tenisine değer kazandıran bir takım turnuvalar var. Bunlar İstanbul Cup, Ted Open, İzmir Cup. İnşallah ilerde Ankara ya da Antalya'da da birer turnuva yapabiliriz. Bununla ilgili çalışmalarımız var. Bizim amacımız şu; 2009 yılından başlayarak mümkün olduğu kadar çok turnuvayı ülkeye getirmek. Getirirken de ülkemizin fiziksel yapısını dikkate almak. Antalya yöresinde 8 ay açık havada rahatça tenis oynama imkanına sahibiz. Her ülkede böyle bir özellik yok. Bunu bizden önce futbolcular keşfetti. Bütün devre arasında Avrupa'nın bütün futbol takımları Antalya'da kamp yapıyorlar. Bizde Mart ayından başlayarak Kasım ayına kadar rahatça Antalya'da bizim oyuncularımızın oynayabileceği 10.000$ - 15.000$ - 25.000$’lık turnuvalar yapalım diyoruz. Özellikle Mart – Haziran arası, Eylül – Kasım arası otellerin rahatça kabul edebileceği zamanlardır. 2 otelle görüştük, 3. otel de geldi "Bu turnuvalara biz de talip olabiliriz" dedi. Buradaki avantajımız şu: Bizim çocuklarımızın puana ihtiyacı var ve biz, bizim çocuklarımızı dışarıya gönderirken gerek vize, gerek dolaşımla ilgili sorunlar yaşıyoruz. Her ne kadar vize sorununu gri pasaport ile aşsak da yine de nokta vuruşu gönderiyorsunuz tekrar geri getiriyorsunuz. Yani bir Avrupalı bir çocuk sırtına çantasını aldığı zaman bir Belçika, bir Hollanda'da ya da Fransa'da olan bir haftalık turnuvalara geliyor, sonra trene binip gidiyor. Kimse ona vize, pasaport sormuyor, rahatça dolaşabiliyor ve ucuzca seyahat edebiliyor. Biz böyle bir imkana sahip olmadığımız için, rüzgarı tersine çevirelim oyuncularımızı göndereceğimize turnuvaları buraya getirelim, yabancı oyuncular buraya gelsinler dedik.

Bizim iyi oyuncularımız için 13-14 yaşından başlayarak rahatça uluslararası performansa gidebilmeleri için, hep kendi aralarında yaptıkları maçların dışında elemelerde dahi oynasalar, bir yabancı ile karşılaşma olanağını bulacaklar, tecrübeleri artacak. Bir hafta olmazsa öbür hafta, öbür hafta olmazsa sonraki hafta oynayacaklar. Hatta bunların içinden en iyi olanların otellerin durumları da müsait olduğu takdirde ücretsiz konaklamalarını da sağlayacağız. Diyeceğiz ki "Sen bu turnuvayı alıyorsun, bu turnuva için de bize 10 tane ücretsiz oda vereceksin. Benim başarılı oyuncularım da ücretsiz kalacaklar." Yani bunları bile sağlayabiliyoruz. Bunları sağlayınca da, çok daha üstten baktığımızda da bu turnuva sayısının 30'a ulaştığını düşünün, her turnuvada 4 tane White Card'ınız var. 30*4=120 adet White Card olur. Demek ki elimizde tabloya sokmak için 120 tane card'ınız var. Bunları isterseniz sırayla değer verdiğiniz 10-15 tane oyuncuyu 30 turnuvada ana olarak oynatabilirsiniz. Bunun da bir avantajı var. Şimdi İzmir Cup konusuna gelelim. Bunlar bizim çocuklarımızın puan alması için gereken şeylerdir. Dünyaya pazarlamamız için koyabileceğimiz yoldur. Bir de kendilerine hedeflerini göstermemiz lazım. Yani bu turnuvaları taçlandırmak için yapacağımız turnuvalarda İzmir Cup, Ted Open, İstanbul Cup gibi turnuvalar ki orada da oynayabileceklerini görecekler. Burda da oynayabiliriz diyecekler. Bizde öyle bir oyuncu portföyü var ki; arada bir boşluk var. Yani; İpek’ler, Çağla’ların altında Haluk'un, Ergün'ün, Barış'ın altında bir boşluk var. Ondan sonra gelenler 16 yaşından aşağıya doğru gidiyor. O boşlukta belki pat diye oynadıkları zaman hemen puan alamayacaklar. Ama hiç olmazsa o turnuvalarda görgülerini bilgilerini arttırmak gibi şansları olacak. Ayrıca bu sadece tenis sporcusu için değil tenis ilgilisi içinde önemli, antrenörün de hakemin de görgüsü, bilgisi artacak. Bu tür üst düzey turnuvalarda seyircinin de görgüsü, bilgisi artacak. Yani mümkün olduğu kadar onları da çekeceğiz. Bunun için İzmir Cup gibi turnuvalar da önemlidir.

Tenis Klinik - Uluslararası turnuvalara baktığımız zaman aslında Türkiye'de de marka olarak bulunan birçok şirketin (IBM, Sony Ericsson, Mercedes-Benz) o turnuvalarda çok fazla ön planda olduğunu görüyoruz. Bu kadar güzel çalışmalar planlıyorsunuz bu tür markalardan destek alabiliyor musunuz?

Başkan - Az önceki konumuz o idi. Türkiye'de belli markaların sponsorluğu konusunda birtakım sorunlar var. Burada sorun, tenis sporunu yeterince iyi kavramamış olmalarından kaynaklanıyor. Hepimizin yaptığı mücadele bu kavramanın daha üst düzeyde olması gerektiğindendir. Bizler gazetelerde spor sayfalarının aslında futbol sayfası olduğunu görüyoruz, başka birşey yok orada. Bizim oralarda ufacık değil yarım sayfa çıkmamız gerek. Biz önce Türkiye'deki mülki ve idari yöneticilere tanıtmaya çalışacağız tenisi ve kendimizi. Biz kendi kendimize tenis sporu yapanlar birbirimizi tanıyoruz ama Cumhurbaşkanı, Başbakan bizi ne kadar tanıyor, tenis sporunu ne kadar biliyor? Tenis sporunun yediden yetmişyediye yapılabilen nadir sporlardan biri olduğunu kaç idari yönetici biliyor. Biz o zeminde de tanıtalım istiyoruz tenisi önce. Dışişleri Bakanlığı Türkiye'nin tanıtımıyla ilgili bir dizi yöntem uyguluyor ve tanıtmak için yoğun çaba harcıyor oysa spor ile tanıtım özellikle de tenis sporu ile tanıtım çok önemli. Bu nedenle biz biraz geniş açıdan bakıp önce Türkiye'nin yöneticilerine kendimizi tanıtalım ki onların arkasında gezen basın ekibi de bizi, tenis sporunu tanısın. Bizim tenis ile neler yapabileceğimiz birazda orada ağırlık göstersin. Biz sponsorluk konusuna biraz daha farklı bakıyoruz. Biz kendimizi tanıtalım, onlar tenis sporunun etkisini bildiklerinden kendiliğinden geleceklerdir diye düşünüyoruz. Bu konuda çok başarılı olacağımıza inanıyorum.

Yazının 2. Kısmı için Tıklayınız


ATP Tour / Sony-Ericson WTA Tour


ATPWTA

İstanbul Cup / İzmir Cup


İstanbul Cupİzmir Cup