|
ABD Açık, Türk tenis tarihi
için bir dönüm noktası oldu. 25 yaşındaki İpek Şenoğlu, bu büyük
Grand Slam’da oynayan ve üçüncü tura kadar çıkma başarısı gösteren ilk
Türk kadın olarak tenis tarihimize geçti. Basketbolla adım attığı spor
yaşamında Eskişehir’den İstanbul’a geldiğinde TED Kulübü’nde antrenör
Engin Kratzer’in yetiştirdiği İpek, bugün elde ettiği
başarıyı şu kısa cümleyle özetliyor:
‘Türk kadınının dünyadaki imajını değiştirdim. Erkeğin arkasından
yürüyen kadın düşüncesini yıktım. Martina Navratilova ABD Açık’ta beni
gördükten sonra ‘Müslüman ülkelerin içinde tek demokratik olan Türkiye’
yorumu yaptı. Kortta Türk bayrağı dalgalandı. Bunları yaşamak benim için
büyük başarı.’
Biraz fırlamayımdır
Bu sözlerle başlayan sohbette soruları ardı ardına sıralarken,
İpek de hem sempatik, hem içtenlikle yanıtlar verip, ‘Ben biraz
sıra dışıyım. Fırlamayımdır’ diyordu.
* Bize İpek Şenoğlu’nu anlatır mısın, nasıl böyle bir başarı elde
etti?
ABD’de Malibu’da tenis bursuyla öğrenim gördüm. ABD’de çiftlerde 1
numara, teklerde 13 numaraya çıktım. Bunun üzerine ABD vatandaşı
olmamı istediler. Kabul etmedim. Çünkü Türk vatandaşlığından çıkmam
gerekiyordu. Bu kararı 22 yaşında verdim. Ama bazen pişman oluyorum.
Özellikle vize kuyruğunda beklerken bu pişmanlığı yaşıyorum.
Bunun zorluğunu her zaman yaşadım ve yaşıyorum. Turnuvalara
gittiğimde diğerleri 5 yıldızlı otellerde kalırken, Türk olduğum için
beni 2 yıldızlı otellere yerleştirdiler. Buna bozuldum, sinir oldum.
Birşey olursam bunların üstesinden gelebilirim diye düşündüm. Zor yolu
seçtim belki, ama doğru kararı verdim.
* Senin kortta en güçlü yönün ve özelliğin nedir?
En büyük silahım servislerim. Bu yüzden bazen gözüm servis hızının
gösterildiği panoda takılı kalıyor, oyundan kopuyorum. Ayrıca ben
yetenekle oynuyorum. Bu yüzden taktisel değil de fiziksel antrenman
yapıyorum. Kortta zekamı iyi kullanıyorum. Hücumu düşünerek oynarım.
* Çiftlerde başarılısın, teklerde aynı performansı gösteremediğin
için eleştiriliyorsun. Senin bu konudaki düşüncen nedir?
Teklerde neye göre kötüyüm? Aslında ben çiftleri daha çok taktiğe
dayalı ve kabiliyete yönelik olduğu, kendimi geliştirebileceğim için
seçtim. İleride teklerde de aynı başarıyı tekrarlayacağıma
inanıyorum. Destek görüp, 1 sene böyle oynarsam dünyada ilk 10’a
girerim. Teklerde kendime çiftlerde tanıdığım fırsatı vermedim.
Tabii tam anlamıyla aslında bu konuda kararsızım çünkü bir antrenörüm
yok.
* Antrenörün olmayışı, seni nasıl etkiliyor?
Tenis sadece kabiliyet işi değil, arkanda ekip olacak. ABD açıkta
yanımda babam vardı. Oysa diğerlerinin arkasında antrenör, psikolog,
fizyoterapist, koca bir ekip vardı. Aslında bir de menajer olması
lazım. Ben profesyonelce davranamıyorum, buna vaktim de yok. O zaman
çok farklı şeyler olabilir, teklerde de başarılı olabilirim.
* Laura Granville ile ABD Açık’ta oynama kararı nasıl doğdu?
Teklif Laura’dan geldi. Ben ABD’deyken onunla rakiptik. Laura geldi,
‘Benimle oynar mısın?’ diye sordu. Laura teklerde çok başarılı.
Dünya klasmanında o benden daha iyi durumda. Bu yüzden ABD Açık’ta ana
tabloya girdik. Avustralya Açık’ta da birlikte oynayacağız.
* Elde ettiğin bu başarı sonrası Türkiye Tenis Federasyonu’nun sana
yaklaşımı nasıl oldu?
Kimse beni aramadı. 25 yaşındayım ve yıllardır yaşananları
biliyorum, bu yüzden onlardan bir şey beklemedim. Ama gençler benim
gibi değil. Onlar aranmayı, durumlarının sorulmasını bekler. Maddi
olmasa bile moral desteğine ihtiyacı vardır.
Vize işkencesi
* Ne tür zorluklarla karşılaştın veya karşılaşıyorsun?
Vize kuyruklarında beklemek benim en büyük sıkıntım. Bu konuda sağ olsun
Devlet Bakanımız Mehmet Ali Şahin, bana pasaport konusunda yardımcı
olacaklarını söyledi. Turnuvadan turnuvaya gidiyorum. Ulaşım benim
için büyük masraf. THY’ye boş giden uçaktan koltuk teklif ettim, bu da
dileniyor gibi oldu. Sponsorlarım var, ama maddi anlamda en büyük
desteği Genel Sigorta’dan görüyorum.
*Aldığın yeni sponsorluk, reklam teklifleri var mı?
Öneriler var, ama bunlar çok ilginç ve bana göre değil. Mesela
‘Magazin programı sunar mısın?’ dediler. O kıyafetlerin içinde yürümeyi
bilmiyorum ki ben, düşerim.
* Bu başarı sana ve Türkiye’ye ne kazandırdı?
Benim beklentim para değil. Milyarlarca lira verseniz
yapamayacağınız bir şeyi gerçekleştirdim ben. Eurosport’ta maçım
yayınlandı. Türkiye’nin tanıtımı için büyük bir olay bu. Türkiye
benden yararlanmalı. Bizde insan birşey olana kadar destek verilmiyor,
olduktan sonra da abartılıyor.
Wimbledon’da ‘Top kaç lira?’ diye sordum
Bu sezon Wimbledon’da da eleme turu oynadım. Ancak ne olduğunu
anlayamadım. O turnuvada elenmemiz zaten benim yüzümden oldu. Bazı
şeylerin acemiliğini yaşadım. Normal turnuvalarda biz top alırken para
veririz. Wimbledon’da yine top alırken ‘Kaç lira vereceğiz’ diye sordum.
Adam bana ‘Tatlım sen Grand Slam oynuyorsun’ karşılığı verdi.
Türk polisi beni Rus zannetti
1.80 metre boyundayım ve fizik olarak genel Türk kadınından biraz
farklıyım. Rusya’daki bir turnuvadan döndükten sonra otomobilim ile bir
yere giderken polis durdurdu. Önce Rusça bir şey söyledi. ‘Ne oluyor’
dedim kendi kendime, hala Rusya’dayım gibi geldi. Ardından da İngilizce
‘Driving Licence’ dedi. Ehliyetimi uzattım, baktı ‘Siz Türkmüşsünüz’
karşılığı verdi.
Atlet olan annem de startta kalmıştı
Sporla iç içe bir aileden geliyorum. Annem atletti. Genelde sesli
start verilmesine alışmış. Bir gün pistte tabancayla start verilmiş.
Annem startta kalmış. Babam da eski futbolcuydu. Çocukken ben de kaleci
antrenmanları yaptım. Bugün kadınlar takımında oynarım. Basketbol da
oynadım. G.Saraylıyım ve bir ara her maçına gidiyordum.
Bülent BOĞ |