|
On dört yaşında, her hafta sonu Eskişehir'den
İstanbul'a gelerek, tenise gönül vermesinin meyvelerini şimdi birer
birer toplayan, başarıdan başarıya koşan İpek Şenoğlu, aynı zamanda
kişisel bakımını da asla ihmal etmeyen modern bir kadın. Feminen
giyinmeyi seviyor; kendini güzel, çekici ve seksi buluyor....
1979 yılında Eskişehir'de doğan İpek Şenoğlu,
çok küçük yaşta tenis sporuna başladı. Şişli Terakki Lisesi'ni
bitirdikten sonra öğrenim hayatını Kaliforniya'daki Pepperdine
Üniversitesi'nde devam ettiren Şenoğlu, 1999 ve 2000 yıllarında Amerikan
Batı Konferansı çiftlerde, 2001 yılında da Amerikan Batı Konferansı hem
çiftler hem de teklerde En Değerli Oyuncu MVP seçilmeyi başardı. Şenoğlu,
2001 yılının kasım ayında 6/4, 1/6 ve 7/6'lık setlerle 2-1 kazanılan
Ukrayna maçı ile milli takımlar seviyesinde Avrupa Şampiyonlar Ligi'nde
mücadele etmeye de hak kazandı. Türk Milli Olimpiyat Komitesi tarafından
1997 ve 1998 yıllarında Yılın Bayan Tenisçisi ödülünü alan Şenoğlu, şu
anda dünya klasmanında teklerde 310, çiftlerde ise 190'ıncı sırada.
Başarılı sporcuyla tenis yaşantısını, hayallerini özlemlerini
konuştuk...
* Tenise nasıl başladınız?
İlk ve ortaokulu doğum yerim Eskişehir'de okudum. İlk raketi
elime aldığımda beş yaşındaydım. Organize Sanayi Tenis Kulübü'nde
oynuyordum. 14 yaşında Türkiye Şampiyonu olunca İstanbul'a gittim. Ailem
beni bu konuda çok destekledi. Bir yıl boyunca, her cuma günü beni
trenle İstanbul'a getiriyorlardı, pazar günü öğlen Eskişehir'e
dönüyorduk. Önce bir yıl Taçspor'da oynadım, sonra da TED'te devam
ettim. Ama bir yıldır hiçbir kulübe bağlı değilim.
* Neden tenisi seçtiniz?
Uzun yıllar basketbol da oynadım. Ama tenis benim kişiliğime
daha uygun bir spor. Çünkü her şey benim kontrolüm altında. Ben takım
sporlarında oynamayı sevmediğim için tenisi seçtim. Galiba biraz
bencilim... Bu da, hırsımdan kaynaklanıyor. Teniste ise, başarı da size
ait başarısızlık da.
* Hiçbir kulübe bağlı değilsiniz. Şu anda ne yapıyorsunuz?
Londra'daki Sutton Tenis Akademisi'nde antrenman yapıyorum.
Gerçekten çok iyi bir akademi. Avustralya Erkek Milli Takımı da burada
antrenman yapıyor. Çok iyi bir ortam var, burada huzurlu ve mutluyum.
* Dünya sıralamasındaki yeriniz ne?
Bayağı yol aldım. Teklerde 310, çiftlerde ise 190'ıncı
sıradayım. Şu anda 300 barajına girdikten sonra Grand Slam
oynayabilirim. Çiftlerde bu hakkı yakaladım. Wimbledon Tenis
Turnuvası'nda oynamayı düşünüyorum. Bu, Türkiye'de bir ilk olacak.
Teklerde
de
bu şansı yakalamak istiyorum.
* Siz, Süreyya Ayhan, bayan voleybol takımı, halterde Nurcan
Taylan. Bayan sporcuların başarısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Gerçekten keyif alıyorum. Erkekler başarısız olsun demiyorum ama
yurtdışında Türkiye'nin imajı çok değişik. Onlar, Türk kadınlarının
hiçbir şey yapamadığını düşünüyor. Bu da beni üzüyor. Bu imajı
değiştirmek için, böyle başarılara ihtiyacımız var.
* Yeni hedefleriniz neler?
Her gün ümitlerim, umutlarım beklentilerim değişiyor. Hedefler
büyüyor. İki yıl önceki hedeflerime ulaştım. Grand Slam oynamayı
hedefliyordum. Artık buna çok yakınım. Şimdi ise, bu önemli turnuvalarda
tur atlamak en büyük hedefim. Ben artık bunları düşünüyorum.
* Bir sporcu değil de, kadın olarak nasıl birisiniz? Tarzınız
nasıl?
Örneğin iki tip giyinmeyi seviyorum. Normal günlerde yürüyüş
yaparken, gezerken bir yerde oturup, bir şeyler içmek için dolaşırken,
cool tarzı seviyorum. Üstüme bol elbiseler çekerim. Ama bir geceye
davetliysem veya gece gezmesine gideceksem, daha kadınsı giyinmeyi
seviyorum.
* Cildinize bakım uyguluyor musunuz?
Benim yüzümle ilgili hiçbir sorunum olmadı, sivilcem de çıkmadı
şimdiye kadar. Yani, pürüzsüz ve temiz bir cildim var. Akşamları
nemlendirici kullanırım.
* Sık sık kuaföre gider misiniz?
Ben saçlarıma fazla özen göstermem. Çünkü derli toplu,
kıskandıracak kadar sağlıklı bir saçım var. Saçlarıma güvenirim.
Kuaförüm tabii ki var. Özel günlerde gidip saçımı yaptırıyorum, saç
bakımı da yaptırırım. Ama çok sık değil...
* Kullandığınız parfüm?
Pleasures...
* Makyajla aranız nasıl?
Benim yüzüm çok çocuksu olduğu için ağır bir makyaj yapmıyorum.
Aslında buna gerek de duymuyorum. Bir kadın için doğal olmak her zaman
güzel ve çekici geliyor bana. Ama akşamları biraz rimel ve hafif bir ruj
sürerek dışarı çıkarım.
* Peki, bir kadın olarak kendinize güveniyor musunuz?
Evet, hem de çok güveniyorum. Giydiğimi, taktığımı kendime
yakıştırırım. Aslında Türk kadını da kendine güvenmeli. Onlar da zaten
bakımlı ve güzeller. Her kadın bakımlı ve güzel olmalı. Ben de bu yüzden
kendime güveniyorum. Güzelim çekiciyim ve seksiyim...
ALİ ESER MERKEZ |